|
KAPASİTE YÖNETİMİ ISO 27001:2005 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi’nin Ek – A Kısmında 10.3.1 Maddesinde ve ISO 20000:2005 IT Servis Yönetim Sistemi 6.5 Maddesinde söz edilen Kapasite yönetimi hakkında geniş bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz. Kapasite Yönetimi Neden Önemlidir? Kapasite yönetimi, şirketin IT operasyonlarının yönettiği, kaynakların uygun seviyede planlanması ve yönetilmesi için kullanılması gereken bir fonksiyondur. Kapasitenin uygun biçimde planlanmaması durumu, kaynakların gereksiz kullanımına veya gerektiği anda kapasite eksikliğinin ortaya çıkarak IT servislerine erişilememesine neden olabilir.
Kapasite yönetimi aynı zamanda, IT servislerinin etkin planlanması, sürdürülebilmesi ve işletilebilmesi için gerekli prosedürlere girdi oluştururur. Yeni sistemlerin, servislerin ve iş çözümlerinin tasarlanması ve devreye alınabilmesi için öncelikle servis kapasite seviyelerinin ve IT bileşenlerinin performansının izlenmesi ve yorumlanması gerekir. Kapasite yönetimi, erişilebilirlik yönetimi ile birebir ilişkilidir ve yeni bir servisin veya bileşenin devreye alınması aşamasında optimum kapasitenin sağlanması için size bilgi verir ve böylece süreklilik planınızda da ihtiyaç duyacağınız geri bildirimi elde etmiş olursunuz. Kapasite yönetimi, IT hizmetlerinin göz önünde bulundurması gereken en önemli bileşenlerdendir ve aşağıdaki faydaları sağlar: · Müşteri memnuniyetinde artış · IT maliyetlerinin ortaya çıkması ve daha etkin yönetilebilmesi · Hatalı kapasite planlamanın engellenmesi ve böylece: · Kaynakların etkin kullanımının sağlanması · İş yükü ihtiyaçlarına uygun yeterli kapasitenin zamanında elde edilebilmesi. Kapasite yönetiminin diğer faydaları: · IT kapasite eksikliklerinden dolayı ortaya çıkan kesintilerin ve kesinti sürelerinin azaltılması. · Servis seviye yönetimi sürecinin desteklenebilmesi için kapasite gereksinimlerinin izlenmesi ve ölçülmesi. Kapasite Yönetimi Süreç Akışı Kapasite yönetimi kendisini sürekli tekrarlayan faaliyetlerden oluşan bir döngüdür. Bu döngünün bileşenlerini aşağıda ki şekilde bulabilirsiniz. 
Monitoring - İzleme Kapasite yönetimi, kurum içindeki operasyon seviyesi gerekliliklerini ve tüm SLA gerekliliklerinin karşılanması için ölçülmesi gereken metrikleri kapsar. Her kaynak ve servisin izlenmesi, donanım ve yazılım kaynaklarının optimum kaynaklarla kullanılmakta olduğunu ve servis seviye hedeflerine ulaşılabilmesini sağlar. Genellikle monitoring işlemi bazı toollar (izleme araçları) kullanılarak yapılır. Toplanan bilgi belirli bir süre kaydedilmeli ve izlenmelidir. Kapasite yönetimi veri tabanında toplanacak bilgiler, söz konusu parametrenin eğilimini gösterebilmelidir. Veriler sadece toplam kaynak kullanımı açısından değil aynı zamanda her bir kaynağın iş yükü açısından da izlenmelidir. Bu izleme süreci tüm altyapıyı kapsamalıdır. Ör: Uygulamalar, sunucular ve ağ. Benzer şekilde, her bir servisin de izlenmesi gerekir – örneğin kullanıcı ekranının geliş süresi v.b. Bu araçlar (sistem monitoring toolları) belirlenen sınır değerlerini aştığında alarm verir veya bu duruma yönelik raporlar üretilir. Bu sınır değerleri daha önceden analiz edilen veriler referans olarak alınarak belirlenir ve aşağıdakilere göre tanımlanabilir: · Bireysel bileşenler – örneğin CPU kullanımının bir saat içinde %80’in üzerine çıkmaması · Belirli Servisler— örneğin, bir web sitesi sayfasının açılmasının 3 sn.’nin üzerinde olmaması veya transaction oranının dakikada 1000’i aşmaması gibi. Tüm bu anlatılanlara rağmen kapasite izleme araçlarının da sistem kapasitesinin bir kısmını alabileceği ve sistem performansına etki edebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle öncelikle performans ölçümlerine ve müşteri ile yapılan SLA gerekliliklerine odaklanmak faydalı olacaktır. Analysis - Analiz Daha öncesinde de anlatıldığı gibi, hangi bileşenlerin izlenmesi gerektiği IT katmanlarına göre belirlenebilir: · Servis · Uygulama · Arayüz · İşletim Sistemi · Donanım · Ağ Bu aşamada, toplanan ve izlenmekte olan veri analiz edilmekte ve tuning için kullanılabilir hale getirilmektedir. Bu verilerin toplanması ile profillerin oluşturulması sağlanır. Profiller çeşitli sınır ve alarm değerleri belirlenmesini sağlar. Belirlenmiş olan sınır değerlerin dışına çıkıldığında bu durumun analiz edilmesi ve raporlanması gerekir ve ardından uygun düzeltici aksiyonların alınması gerekir. Genellikle, tüm sınır değerler, kaynak kullanımının fazla kullanılması durumu veya servis seviyesi gerekliliklerinin karşılanamadığı durumun altındaki değer ile eşleştirilmesi gerekir. Böylece, kapasite yönetimisüreci zamanında işletilerek OLA (operating service level agreement) hedefleri ihlal edilmeden, kesintiye uğramadan düzeltici faaliyetler alınabilsin. İzleme toolundan elde edilen bilgi analiz edilmeli ve böylece normal kullanım ve servis seviyesi değerlerinin belirlenmesi sağlanmalıdır. Belirlenen parametrelerin düzenli aralıklarla izlenmesi ve belirlenen sınır değerlerinin mevcut durum ile karşılaştırılması, istisna durumlarının araştırılmasını, OLA seviyesine yaklaşılan durumların araştırılmasını ve böylece geleceğe yönelik kullanım tahmininin yapılmasını sağlayacaktır. Toplanan verilerin analizi aşağıdakileri içerebilir: · Uygun kaynakların uygun olmayan dağılımı · Uygulamaların tasarımındaki eksiklikler · Transaksiyon süresinin beklenmedik şekilde artması · Hafızanın yetersiz kullanımı Her kaynak ve servisin kısa, orta ve uzun vadeli periyotlarla izlenmesi ve minimum, maksimum, ortalama kullanım değerleri kaydedilmelidir. Örneğin, kısa süreli kullanım 24 saatten uzun kullanımı, orta süreli kullanım 1 – 4 haftalık kullanımı ve uzun süreli kullanım bir yıl veya daha fazla süreyi kapsar. Kaynağın zaman içindeki kullanımı ortaya çıkmış olur. Bir çözümün kabul edilebilir seviyede olup olmadığının belirlenmesinin bir başka yolu da gecikme süresinin (latency) ölçülmesidir. Bir sunucu üzerindeki ağır yük, sunucu kapasitesi yeterli olsa da kabul edilebilir seviyenin üzerinde beklemeye yol açabilir. Bu nedenle performansı büyük oranda etkileyebilecek ve istisnai durumlar oluşturabilecek konuları ayrıca ele almak ve raporlamak gerekebilir. Modeling - Modelleme Modelleme kapasite yönetim sürecinin merkezini oluşturur. Modelleme teknikleri ve simulasyon yazılımının etkin kullanımı, kapasite planınızdaki “what - if” – “eğer ...... olursa” senaryolarınızın ortaya çıkmasını ve böylece de ihtiyaçların belirlenmesini sağlar. 
Modelleme en basit ve en ucuz yöntemdir, bu yöntem genellikle sadece deneyime ve kaynak kullanımının mevcut seviyesine bağlıdır. Günlük verilecek pratik ve hızlı kararlar için bu model kolaylık sağlarken, daha köklü altyapı değişiklikleri için pilot uygulamalar, prototipler veya kıyaslamalar yapılabilir. Etkin pilot uygulamalar yürütmek için mümkün olduğu kadar çok değişken ile fonksiyonel testler yapmak gerekir. Test süreci planlanmış ve belirli bir süre ile sınırlı olmalıdır. Eğer yapılabiliyorsa stres testleri yapılarak, çözüm kırılma noktasına kadar zorlanmalıdır. Böylece kaynak kullanımının hangi noktalarda sizi zor durumda bırakacağını öncesinden daha kolay görebilirsiniz. Optimizing – Optimize Etme Söz konusu parametreye ait veriyi analiz ettikten sonra iyileştirilebilecek noktalar belirlenmeli ve servisin performansı artırılmalıdır. Kabul edilebilir servis seviyesi elde edebilmek için sisteminizi kaynak optimizasyonu yaparak iyileştirmelisiniz. Yeni bir uygulama veya sistem implemantasyonu sırasında, genellikle kullanılacak olan uygulamanın kendisine ait optimizasyon önerileri bulunur. Esnek mimariye sahip uygulamalar genellikle CPU disk veya I/O hızı, ağ bant genişliği açısından kullanımı genişletilebileceğinden veya düzenlenebileceğinden daha iyi yatırımlar oluştururlar. Change Initiation – Değişimin Başlatılması Değişimin başlatılması aşamasında analizde yapılmasına karar verilen faaliyetler başlatılır. Değişim yürütülürken yavaş ve kontrollü bir yönetim tavsiye edilir. Yapılacak herhangi bir değişiklik resmi bir değişiklik yönetimi süreci ile yönetilmelidir. System tuning uygulamalarının müşteri memnuniyeti üzerinde büyük etkileri olabilir. Değişikliğin gerçekleşmesinden sonra, yapılan değişikliğin etkilerini izlemek önemlidir. Etkiler izlendiğinde, ek değişiklikler yapmak veya bazı değişikliklerden geri dönmek gerekebilir. Sonuç olarak, kapasite yönetimi sürecinin etkin kullanımı ciddi bir analiz ve iş süreçlerinin yoğunluğunun anlaşılmasını gerektirir. Maliyetler, kaasite gerekliliklerinin türüne ve kapasite ihtiyacına göre belirlenir. İzleme, analiz, tuning ve değişimin başlatılması faaliyetleri, kaynak ve performans yönetimine girdi oluşturur. Kapasite Yönetiminin Alt Süreçleri Kapasite yönetimi bir kurumda üç seviyede incelenebilir: İş Kapasite Yönetimi, servis kapasite yönetimi ve kaynak kapasitesi. Kapasite planlama, yöneticiler tarafında ne kadar maliytle hangi kaynaklara ihtiyaç duyulduğunun ortaya çıkmasını sağlayacak bir araçtır. Aşağıdaki şekilde sözünü ettiğimiz üç kapasite yönetimi alt sürecini ve bu süreçlerin kapasite planı ile nasıl etkileşimde olduklarını göreceksiniz. 
İş Kapasitesi Yönetimi İş Kapasite yönetimi seviyesinde yöneticiler ve paydaşlar bir araya gelerek mevcut iş, finansal durum, ekonomik ve teknolojik faktörleri değerlendirir, gelecekte gerçekleşmesi planlanan iş yükünü ve dolayısı ile IT üzerindeki iş yükünü tartışır. Bu tartışmadan çıkan sonuçlar altyapı gerekliliklerinin ortaya çıkmasını sağlar. Buradaki amaç uygun maliyet ve riskle, geleceğe yönelik planlama yapmak ve gereken projeleri başlatmaktır. Paydaşların bir araya gelip gözden geçirme yapma aşamasında, temsilciler birbirleri ile iş planlarını paylaşırlar. Bu planlar mevcut kapasite ile karşılaştırılır ve gereken noktalarda kapasite planı göüncellenir. Sürecin çıktısı revize edilmiş kapasite planıdır. 
Servis Kapasitesi Yönetimi Servis kapasitesi yönetimi aşamasında, kurum kısa dönemli stratejisini ve taktiklerini masaya yatırır. Buradaki amaç, belirli servislerin uçtan uca değerlendirilerek servis seviyesi anlaşmaları dahilinde kalabilmesi için kaynak ihtiyaçlarının ortaya çıkartılmasıdır. Örneğin söz konusu serviste sürekli teknik sorunlar yaşanıyorsa, bu seviyedeki kararlar daha stratejik veya reaktif verilerek sorunun o an çözüme kavuşması sağlanabilir. Diğer taraftan bazı dönemlerde erişilebilirliğin korunması için de çeşitli önleyici faaliyetler alınabilir, örneğin, Yılbaşı zamanında yoğunluktan dolayı kesintilerin ve kullanıcı time – out’larının engellenmesi için kapasitenin artırılması için yılbaşından iki hafta önce çalışma yapılması. 
Servis kapasite yönetimi sürecinin çalışmasını sağlayacak girdi değişiklik yönetimi sürecinden (mevcut serviste bir değişim olması sonucunda veya servis kataloğuna yeni bir servis eklenmesi durumunda) veya servis kapasitesini etkileyen ve bilinen bir problemden kaynaklanıyor olabilir. Bu alt sürecin çıktıları genellikle değişiklik talepleri (RFC) veya kapasite planının revize edilmesidir. Kaynak Kapasite Yönetimi Kaynak kapasite yönetimi seviyesinde, karar verme genellikle daha tactik veya reaktif seviyede gerçekleşir. Buradaki amaç altyapı dahilindeki kapasiteyi ve performansı yönetebilmektir. Bu aşamada başlatılacak olan görevler donanım optimizasyonu, servislerin yeniden planlanması veya dier kısa dönemli faaliyetler olabilir. 
Bu alt sürecin çıktıları, değişiklik talepleri veya kapasite planının revize edilmesidir. Kapasite Planlama Süreci Kontrol Listesi Aşağıdaki kontrol listesi, sizlere bir kapasite planı hazırlanması aşamasında yardımcı olabilmek için hazırlanmıştır. | □ | Kapasiteniz için kilometre taşları belirleyin Her projede olabileceği gibi, proje yöneticisinin bir program yapması gerekir. Bu program MS Project veya Excel’de hazırlanabilir. Hazırlanan program/proje planı yayınlanmalı ve projeniz ilerledikçe güncellenmelidir. Fazlara yönelik belirlenmiş olan kilometre taşları için tarihler belirlenmelidir. | | □ | Mevcut Dokümanlarınızı Bir Araya Getirin Bu aşamada, zaten kullanmakta olduğunuz dokümanlarınız, kaynaklarınız, stres testleri sonuçlarını, pazarlama öngörüleriniz, sunucu ve ağ mimari çizimleriniz, operasyonel rehberleriniz ve diğer kaynaklarınızı kapasite planınıza almak üzere bir araya getirin. | | □ | Kick – off toplantısı yapın Kapasite planlama yöneticisi bu toplantıyı paydaşları bir araya getirmek, projenin amacı hakkında konsensusa varabilmek, hedef tarihler konusunda anlaşmaya varmak, sorumlulukları atamak için yapmalıdır. Toplantı sonucunda tutulacak notlar saklanmalıdır. | | □ | OLA/SLA/KPI Gerekliliklerini Ortaya Çıkartın Detaylı anlaşmalarınız ve bu anlaşmalarda tanımlanmış ölçütler olmadıkça, gerçekçi bir kapasite planı oluşturmak mümkün değildir. OLA’lar (operating level agreements), SLA’ler (service level agreements) ve KPI’lar (Key Performance Indicators) anlamlı bir kapasite planı hazırlanmasını sağlar. Diğer taraftan bu ölçütlerin anlamlı olması da gerekir. Belirlenmiş bir servis seviyesi gerekliliği varsa, bu ihtiyacın nereden doğduğu belirtilmelidir, çünkü her SLA ölçütü takibi bir maliyete neden olacaktır. Genellikle bu ölçütler sistem performansının başarısını ortaya çıkartır. Ör: Kişinin bir web sayfası açılana kadar beklediği süre – erişilebilirlik – kullanıcının ihtiyaç duyduğunda ulaşmak istediği bilgiye erişebilip erişemediği. | | □ | Sunucularınızın performans gerekliliklerini belirleyin OLA/SLA/KPI gerekliliklerinin tüm sistemin performansını ortaya çıkartmakta olduğunu anlatmıştık. Daha detaylı bakacak olursak bir bileşenin performans gerekliliğinin, bir servisin tamamını etkileyeceği gerçeğini unutmamalıyız. Örneğin, belirli bir servisteki gecikme, front – end sunucuları, SQL sunucuları ve ağaltyapı bileşenlerinden kaynaklanan gecikmelerin toplamından dolayı ortaya çıkabiliyor olabilir. Bu aşamada, kapasite planı yapanların ve sistem altyapı mühendislerinin tüm servis bileşenlerini incelemeleri ve performans göstergelerini bileşen seviyesinde belirlemeleri gerekir. | | □ | İş yükü gerekliliklerinin ortaya çıkartılması İş yükü gereklilikleri temel iş yükü parametreleridir (örneğin, transactions/sec, logons/sec, SQL queries/sec, or user profiles stored) Belirli bir servisin birden fazla iş yükü gerekliliği olabilir ör: CPU, memory, depolama kapasitesi, portlar vb. | | □ | OLA/SLA/KPI Stres Testi Gereklilikleri Bu aşamada iş yükü, performans ve kullanım hedeflerine ulaşabilmek için çeşitli bileşenler arasında ilişki kurulması gerekir. Bu aşamanın çıktısı genellikle bir rapor veya bir grafiktir. Bu korelasyonlar tamamlandığında belirli bir iş yükü durumunda, bir bileşenin nasıl davranacağını anlatacaktır. (örneğin, n adet kullanıcı, saniyede n adet transfer gerçekleştirirse CPU kullanımı ve işlemin gerçekleşme gecikmesi ne olur). | | □ | Yedekleme ihtiyacının tanımlanması Bu aşamada, kapasite planlama takımı, gelecekte gerçekleşebilecek bir kesintinin sonucunda ne tip yedek sistemler tutulabileceğini ortaya çıkartmalıdır. Bu kesintiler yeni bir sisteme geçişten veya kaynak kesintilerinden kaynaklanıyor olabilir. | | □ | Gerçek büyüme eğilimlerinin analiz edilmesi — Öngörü (forecast) ile karşılaştırma Bu aşamada, geçmişte gerçekleşen değerler ile gelecekte öngörülen veriler karşılaştırılır. Bu analiz, müşterilerin geçmişte ne kadar kapasite kullanmış olduklarını görmelerini ve böylece geleceğe yönelik planlarını ortaya koymalarını sağlayacaktır. | | □ | İş Yükü Gereklilikleri İçin Sınır Değerleri Belirleyin · Servis performans gereklilikleri (OLA/SLA/PT). · Sunucu performans gereklilikleri · İş yükü, performans ve kullanım ölçüt korelasyonu. | | □ | Kapasite modelleme yapın İş yükü, stres testi, geçmiş veri analizi gibi yöntemler kullanarak ihtiyaç duyduğunuz kapasiteye ulaşabilmek için nelere ihtiyaç duyduğunuzu ortaya çıkartın. | | □ | Bulgularınızı, varsayımlarınızı, sınırlarınızı ve geleceğe yönelik beklentilerinizi dokümante edin Modelleme sonucunda elde ettiğiniz bulguları dokümante edin. | | □ | Bir kapasite planı taslağı oluşturun, son haline getirin ve paydaşlarınız ile paylaşın Yazın, gözden geçirin ve planı yayınlayın | | □ | Gerektiğinde kapasite planınızı gözden geçirin ve güncelleyin Plan yaşayan bir doküman olmalıdır. Bazı faktörler değiştiğinde güncellenmelidir. | Kaynak: MOF Capacity Management |